
Türkiye'nin 4. büyük kenti olan Bursa, Marmara Denizi'nin güneydoğu ucunda, Uludağ'ın kuzeybatı eteklerinde yer alır.
Bursa; kaplıcaları, kayak merkezi Uludağ, doğal güzellikleri, ipeklileri, havluları, İskender kebabı, kestane şekeri ve şeftalisi ile anılmasının yanısıra, binlerce yıllık geçmişinin mekansal ve mimari özelliklerini de günümüze kadar taşıyan kültür ve tarih mirasına sahip bir kenttir.
Bursa kentinin kuruluşu konuyu inceleyen araştırmacı yazarlarca değişik biçimlerde ele alınarak yansıtılır. Bunlar arasında ortak noktalar olmakla birlikte herkesçe onaylanıp kabul görmüş kesin bir bilgi bütünü oluşturulamamıştır. Ancak ortak ifadelere dayanarak, kuruluş sürecini şöyle özetlemek mümkündür; Bursa kenti büyük olasılıkla Bithynia Kralı Prusias 1 tarafından İ.Ö. 2. Yüzyıl başlamadan “bir askeri üs, konaklama, yığınak ve ikmal merkezi” olarak yararlanmak üzere kurulmuş ve kurucusu ile bağlantılı olarak da bu kente Prusa adı verilmiştir.
Ancak antik kaynaklara göre Ege göçleri ile birlikte Bithyn’ler gelmeden önce bu bölgede, bugünkü Bursa’nın güney bölümünü de kapsayan geniş bir alanda Mysia’lılar yaşamaktaydı.
Eski coğrafyada Mysia olarak anılan bölge; bugünkü Balıkesir ilinin tamamını, Kütahya’nın batısını, Manisa’nın kuzeyini, İzmir’in kuzeybatısını, Çanakkale’nin doğusunu ve Bursa’nın güneyini kapsamaktaydı.
Bu nedenle Bursa yöresi zaman zaman Mysia ile Bythinia’nın çakıştığı kesim olarak her iki adla da anılmıştır. Ne var ki Mysia’ı çağrıştıran “Misi” ve “Misebolu” gibi yer adları bulunmasına karşın, Bythinia adıyla ilgili herhangi bir ize rastlanmamaktadır. Örneğin Uludağ’ın batı dillerindeki bugünkü adı bile hâlâ Olympos Mysios’tur.
Öte yandan kimi söylencelere göre Bursa kentinin ilk yerleşim yeri, bugünkü Bursa’nın 10 kilometre kadar batısında bulunan, yani günümüzün Tahtalı mahallesi ve Çalı beldesinin bulunduğu yerde kurulmuştur. Daha sonra kent, daha verimli topraklara sahip olması, suyun bol olması ve daha havadar bir bölge olması nedeniyle Uludağ’ın eteklerinde ve doğuya doğru kaymış, zamanla bugünkü Bursa kent merkezi oluşmuştur. Sonuç olarak bu bilgiler ve söylenceler ışığında, Bursa bölgesindeki en eski yerleşimin bugünkü Nilüfer ilçe sınırları içerisinde başladığını söylemek mümkündür. Bithynia’nın ardından M.Ö. 74 yılında Roma İmparatorluğu’nun egemenliği altına giren kentin bu tarihten sonra doğuya doğru gelişmeye başladığı varsayılmaktadır.
Türk fethine kadar İznik'e bağlı sönük bir merkez olarak varlığını sürdüren ve kurucusunun isminden alıntıyla “Prusa” olarak anılan kentin adı zamanla Bursa’ya dönüşür. 6 Nisan 1326 tarihinde Orhan Gazi tarafından gerçekleştirilen fetih ise Bursa'yı modern bir kent ve devlet merkezi haline getirir. Beylerin-sultanların yaşadığı sarayın aynı zamanda yönetim merkezi olması, para basılan darphanenin bulunması ve çevresindeki verimli topraklar Bursa’nın idari ve iktisadi yapılarla donanmasını sağlamıştır. Bursa ayrıca 19. Yüzyılın ikinci yarısında kurulan ipek fabrikaları sayesinde bir modernleşme süreci yaşamıştır. Yeni açılan okullar, tiyatro, nitelikli sivil mimari, yeni çıkan gazeteler bu dönemin ürünüdür.
Bursa, Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'ndan yenik olarak çıkmasından sonra, İngiltere, Fransa ve İtalya'dan oluşan müttefiklerin denetimine girer 8 Temmuz 1920'de Yunanlılar tarafından işgal edilen Bursa 11 Eylül 1922'de yeniden Türk egemenliğine geçer.
29 Ekim 1923 yılında ilan edilen Cumhuriyetle birlikte Bursa kültür, sanayi ve tarım merkezi olarak gelişmesini sürdüren bir kent haline gelir. Cumhuriyetin çağdaş değerlerinin izlerini taşıyan kurumların mimari dokusu Bursa’nın klasik kent dokusuna eklenmiştir. Binlerce yıllık geçmişinde Pers, Bthynia, Roma, Bizans, Osmanlı gibi pek çok tarihi dönemin izlerini taşıyan Bursa; ılıman iklimi ve bereketli ovasıyla 1970'li yıllara kadar Türkiye'nin meyve-sebze ambarı olmuştur.
Bu tarihten sonra ise büyük bir sanayi atılımını gerçekleştirmiş; tekstil, otomotiv ve makine sektörleri kent merkezinde önem kazanırken, ilçe ve köylerinde tarım eski önemini korumuştur. Fikirtepe kültürünün eski evrelerine ait kalıntılarla geçmişe ayna olan, ayrıca günümüze dek ayakta kalan Ulucami, Yeşil Camii, Yeşil Türbe, Emirsultan Camii, hanlar, hamamlar ve Muradiye Külliyesi gibi değerli Osmanlı eserleriyle de yakın tarihe ışık tutan Bursa; 1991 yılında 1200 kasaba ve şehir arasından "Avrupa Şehri Ödülü" ile onurlandırılmış modern bir endüstri merkezidir. Günümüz Bursa’sı güçlü yerel yönetim örgütleri ile, sivil kuruluşlarıyla, Habitat kültürünün yaşanabilir çevre değerlerini egemen kılmaya çalışmaktadır. Tarım ve sanayi kenti özelliğine kültür kenti boyutunun eklenmesi için gerekli koşullar oluşmaktadır.